Nedir.Org *
admin

Piyes Nedir

Resim Ekle Dosya Ekle Video Ekle Soru Sor Bilgi Ekle

Piyes Tanımı

Alm. Theaterstück, Bühnenwerk (n), Fr. Piéce (f) (de théatre), İng. Play. Tiyatro oyunu. Sahne üzerinde ve bir seyirci topluluğu önünde, sanatçılar tarafından, hareketli olarak canlandırılacak nitelikte yazılmış olan yazılara tiyatro yapıtı ya da piyes denir.
 

Piyes Nedir

Piyes Tiyatro oyunu. İki veya daha fazla kişi tarafından oynanmak üzere yazılmış; genellikle sınırlı bir zaman içerisinde, dar bir çevrede geçen, bir olayı anlatan eser veya bu esere sadık kalarak sahneye konan oyun.
 
Önceleri tiyatro oyunları, konularına göre trajedya (acıklı), komedya (güldürücü), dram (acıklı güldürü karışımı) olarak isimlendiriliyordu. On dokuzuncu yüzyıldan itibaren hepsine birden piyes denmeye başlandı.
 
Piyesler perdelere, meclis (tablo) lere ayrılır. Çoğunlukla üç perdelik olarak yazılırlar. Radyoda oynanmak üzere yazılmış piyeslere radyofonik piyes veya skeç denir.
 
İlk Türk piyesi olarak Prof. Fahir İz'in Viyana Milli Kütüphanesinde tesadüf ettiği, üzerinde “Ketebe el Fakir İskerleç” ibaresi bulunan Vak'ayi-i Acibe ve Havadis-i Garibe-i Kefşer Ahmed (Pabuççu Ahmed'in Garip Vak'aları ve Sergüzeştleri kabul edilmektedir. Aynı kütüphanede bu piyesin Fransızca, Almanca, İtalyanca tercümeleri de mevcuttur. İtalyanca tercümesi 1809 tarihlidir. Piyesin vak'ası Bağdat'ta geçmektedir.
 
1842'den itibaren Avrupalı yazarların piyesleri tercüme edilmeye başlanmış ve ilk olarak Molière'in Bourgeois Gentilhomme ve Malade İmaginaire Hastalık Hastası tercüme edilmiştir. Batı piyeslerine benzeyen ikinci oyun, Abdülhak Hamid'in babası Hayrullah Efendi tarafından yazılmış olan Hikaye-i İbrahim Paşa ile İbrahim-i Gülşeni'dir. Bu yıllarda gazetelerde tiyatro ile ilgili yazılar yayınlanmaya başlamıştır. Ayrıca 1860'ta batı tarzında Türk komedyasını kurmak gayesiyle Şinasi'nin ortaoyunundan faydalanarak yazmış olduğu Şair Evlenmesi de ilk piyesler arasında sayılabilir.
 
Namık Kemal Vatan Yahut Silistre isimli bir oyun yazmıştır. Bu oyun çok Ünlüdur. Necip Fazıl'ın 1940'ta yazdığı Sabırtaşı isimli piyesiyle Reis Bey, Nam-ı Diğer Parmaksız Salih, Künye, Abdülhamid Han, Tohum önemli olanlarıdır

Piyes Örnekleri

Üniversiteye Hazırlık Piyes Örneği

(SKEÇ-Komedi)
Üniversiteyi hedefleyen bir gençle bu yolun başında, koşmadan yorulan bir gencin karşılaşması ve kıyaslanması üzerine...

Mustafa: Nerde kaldı bu kız da ya! İşte geliyor. Şimdi bununla tanışmak farz oldu. (Ellerini kaldırır.) Hey büyük Allah'ım! (kızı göstererek) Böyle güzellikleri yaratıyorsun ve bana haber vermiyorsun. Oluyor mu yani? (Kıza bakarak) Allah Allah, bu bir insan olamaz yahu. Bu, başka türlü bir yaratık olmalı. Hayır hayır, bu kesinlikle bir insan olamaz. Ya benim şimdiye kadar gördüklerim insan değildi ya da bu, insan değil. Ortada bir terslik var. Ulan yoksa ben mi insan değilim? (telefon çalar) Hayret bir şey! (Telefonu açar.) Alo! Ha aslanım, şu anda iz üstündeyim. Birisiyle tanışmak üzereyiz. Daha tanışmadık. Kız tanışmak için can atıyor da ben soğuk davranıyorum. O şimdi karşımda. Tren bekliyor. Buradan tren geçmiyor mu? Ben de biliyorum. Zaten ben dolmuş bekliyorum. Daha tanışamadık da evlenince balayına Kanarya Adaları'na gitmeyi düşünüyoruz. Tabi, o da kabul ederse. Herhalde üniversite sınavına hazırlanıyor, görünüşü öyle. Duyuşum, fazlaca inekmiş, ama ben onu evcilleştiririm. Sen dolmuşçuya söyle, geç gelsin. Yok yok, hatta bir yerde kaza falan yapsın, hiç gelmesin. Görüşürüz...

Mustafa: Siz de mi dolmuş bekliyorsunuz?

Kız: Evet.

Mustafa: Aman Allah'ım, bu konuşabiliyor. Konuşuyor, konuşuyor!

Kız: Efendim, anlamadım.

Mustafa: Ben de dolmuş bekliyorum. Ne güzel, ikimiz de bir dolmuşu bekliyoruz. Dolmuştaki şansa bak. İnşallah bu dolmuş iyice dolmuştur da bizi almaz.

Kız: Dolmuş çok gecikir mi? Dershaneye geç kalacağım da.

Mustafa: Yok, birazdan gelir. Bizim dolmuşun şoförü kör de dolmuşu yandaki adam kullanıyor. Onun için biraz geç geliyor.

Kız: İlginç, o nasıl oluyor öyle?

Mustafa: Valla, ben de bilmiyorum, öyle duydum. Siz de mi Eminönü'ne gidiyorsunuz?

Kız: Hayır, ben oraya gitmiyorum.

Mustafa: Öyle mi, ne tesadüf. Ben de oraya gitmiyorum. Nereye gidiyorsunuz?

Kız: Niçin sordunuz?

Mustafa: İzninizle ben de oraya gideceğim de.

Kız: Ben dershaneye gidiyorum.

Mustafa: Dershaneye mi ne güzel! Dershaneyi bitirince ne olacaksınız?

Kız: O ne demek?

Mustafa: Bizim arkadaşlar dershanenin birine yıllardır gidiyorlar ve üstelik hala aynı sınıftalar.

Kız: Dershane bizim için bir basamak. Amacım, iyi bir üniversiteye girerek geleceğe güvenle bakmak.

Mustafa: Üniversiteyi bitirenler hep boş geziyorlar ama. Boş gezmek için üniversite bitirmeye gerek yok. Bak, ben üniversite bitirmediğim halde gayet boş gezebiliyorum.

Kız: İyi bir üniversiteyi veya iyi bir bölümü bitirenler boş gezmiyorlar. Siz nerde okuyorsunuz?

Mustafa: Ben liseyi bitirdim.

Kız: Üniversite sınavına girdiniz mi?

Mustafa: Evet girdim. Üstelik kazandım bile.

Kız: Nereyi kazandınız?

Mustafa: Açıköğretim Fakültesini kazandım. Ama babam uzak diye göndermedi.

Kız: Benimle dalga geçmeye çalışıyorsunuz herhalde!

Mustafa: Hayır, dalga geçtim bile.

Kız: Öyle mi? Senin adın Zeki mi?

Mustafa: Evet ama o göbek adım. İsterseniz tanışalım. Çünkü adını bilmediğim bir insanla evlenmemi kimse benden bekleyemez, değil mi? Ayrıca, benim adım “Musti”, ama siz kısaca “Mustafa” diyebilirsiniz.

Kız: (Biraz bekler, şaşırmıştır.) Bir dakika sayın “kısaca Mustafa Bey”, evlilikle ilgili söylediklerinizi tam anlayamadım da.

Mustafa: Tabi, kusura bakmayın. Evlilik ağzımdan kaçtı. Eeee, balayı diyecektim evlilik dedim. Balayına Kanarya Adaları'na gideriz, olmaz mı? Ben gittim, pek beğenmedim ama senin için bir daha giderim.

Kız: Siz ne evliliğinden bahsediyorsunuz? Kiminle balayına gidiyorsunuz?

Mustafa: Seninle. Ama gitmek istemiyorsan ben de gitmem.

Kız: Bakın “kısaca Mustafa Bey”, ne demek istiyorsun anlamıyorum, ama iki dakika önce görüştük, tanışmıyoruz bile. Sen evlilikten bahsediyorsun.

Mustafa: Niye, ne var ki? Zaman bunu gerektiriyor. Siz gazete okumuyorsunuz herhalde. Bakın millet akşam tanışıp evleniyor, sabah boşanıyor. Üstelik bunlara sanatçı deniyor. Bizim onlardan ne eksiğimiz var? Üstelik fazlamız var. Mesela ben lise mezunuyum.

Kız: Haklısınız da ben kendime onları örnek almıyorum. Benim ideallerim var. Onları gerçekleştirmekten başka bir şey düşünmüyorum.

Mustafa: İdealleriniz var demek? Çok iyi, sizin idealiniz ne acaba?

Kız: Benim idealim fizikçi olmak.

Mustafa: Çok güzel. Bu fizikle ancak fizikçi olunur zaten.

Kız: Sizin işiniz gücünüz yok mu Allah aşkına?

Mustafa: Şu anda aslında çalışıyorum ben.

Kız: İşiniz ne?

Mustafa: Babamın parasını yemek.

Kız: Aaa! Siz de geleceğe boş gözlerle bakanlardansınız herhalde. Bir amacınız, idealiniz yok.

Mustafa: Olur mu ya! İdealim var.

Kız: Neymiş o?

Mustafa: Babamın ölmesini bekliyorum. O ölünce mirasa konacağım. Sonra da gel keyfim gel!

Kız: Çok boş birisiniz.

Mustafa: Evet çok boşum. Zaten birisini arıyorum. Ha, adınızı söylemediniz.

Kız: Etiketler önemli değildir.

Mustafa: Olur mu canım? İsminizi bilmezsem cep telefonunuzu ne adıyla kaydedeceğim? “Sapık” diye kaydedemem herhalde. Konuşmayız, sürekli mesajlaşırız. O daha ucuza gelir.

Kız: Benim cep telefonum yok. İhtiyacım da yok.

Mustafa: Yapma ya, ne kadar üzücü bir durum.

Kız: Bu dolmuş da nerde kaldı?

Mustafa: Dolmuşu ne yapacaksınız ki? Gelmese de olur. Ne güzel konuşuyoruz.

Kız: Hayır, siz salak salak konuşuyorsunuz, ben de dolmuş gelinceye kadar dinliyorum.

Mustafa: Şu anda tanışmış olmamız gerekiyor, ama hala olmadı.

Kız: Niye tanışmış olmamız gerekiyormuş ki?

Mustafa: Bütün Türk filmlerinde öyle oluyor da onun için. Ama bir eksik var. Siz hızlı hızlı gelirken çarpışacağız. Sonra elinizdeki kitaplar yere düşecek, onları birlikte toplayacağız. Bu şekilde tanışmış olacağız. Bu kısım eksik, istersen çarpışalım.

Kız: Allah'ım çattık belaya ya! Nerde kaldı bu dolmuş?

Mustafa: Dolmuş kaldı bir yerde zor gelir artık. İstersen bir şiirimi okuyayım sana. Şiir benim ha, kendi ellerimle yazdım.

“Ellerinde kitaplarla dolmuş beklersin,

Dertlerime yenilerini eklersin.

Babam ölsün de gör.

Seni hemen alıp kaçarım.”

Sonu pek uymadı, ama neyse, her güzelin bir kusuru vardır.

Kız: Allah'ım kafayı yemeden şu dolmuş gelseydi.

Mustafa: Sıkıldın herhalde. Sana bir şiir daha okuyayım.

Kız: Allah aşkına artık tamam!

Mustafa: Ama bu şiir benim değil, büyük bir İngiliz şairin.

Kız: (Şaşırır) Öyle mi? Oku bakalım.

Mustafa: “Good evening

Welcome to BBC news

And now today's”

Nasıl güzel, değil mi?

Kız: Şiir bu mu?

Mustafa: Evet.

Kız: Bu, İngilizce: “İyi akşamlar, BBC haber bültenine hoş geldiniz. Şimdi bugünün haberleri.” demek.

Mustafa: Yok ya! Demek yanlış şiiri ezberledik. Bu şiiri komşunun radyosundan duymuştum.

Kız: Allah'ım bana sabır ver! Nerde kaldı bu dolmuş?

Mustafa: Sıkıldınız herhalde. Neyse zamanla alışırız birbirimize.

Kız: Ne alışması ya? Sizinle bu dünyada bir daha karşılaşmamak için öbür dünyaya, hatta cehenneme gitmeye bile razıyım.

Mustafa: Valla, oraya da gelirim.

Kız: Allah aşkına yeter! Nerde kaldı bu dolmuş ya?

Mustafa: Sonuç olarak benim hakkımda edindiğiniz izlenim nedir?

Kız: Bak kardeşim, sizi tanımıyorum, tanımak da istemiyorum, ama sizin hakkınızda edindiğim izlenim şu: Eğer siz dünyaya daha önce gelmiş olsaydınız “aptal” kelimesi sözlüklerde olmazdı.

Mustafa: O niye?

Kız: Çünkü “aptal” kelimesi hiçbir insana senin kadar yakışmaz.

Mustafa: Sen bana aptal demeye çalışıyorsun, ama yazık, üzüldüm yani.

Kız: Allah Allah, bu dolmuş nerde kaldı?

Mustafa: Ne yapacaksın dolmuşu? Ne güzel muhabbet ediyoruz. Ha, senin baban ne iş yapıyor?

Kız: Ne yapacaksın?

Mustafa: Benim babam senin babanı döver de onun için sordum.

Kız: Benim babam komiser.

Mustafa: Yok ya! Gerçekten mi? Zaten benim babam da cumhurbaşkanıdır kendisi.

Kız: İstersen araştır bak.

Mustafa: Hadi ya! Desene sert kayaya çarptık. Başımızı belaya sokmayalım bari. Allah Allah, nerde kaldı bu dolmuş ya!

Pamuk Prenses Piyes Örneği

Okuyucu:-Çok eski zamanlarda bir kralın güzel bir kızı dünyaya gelmişti.
 Bu kızın kar gibi teni,kan gibi kırmızı yanakları ve dudakları,sapsarı saçları vardı.
 (Prenses sahneye çıkar)
 Bu yüzden bu küçük kıza annesi’’KAR BEYAZ’’adını vermişti.Ama herkes ona
‘’PAMUK PRENSES’’diyordu.
 Ne yazık ki kısa zaman da annesi ölmüş,bir zaman sonra da kral,başka bir kadınla
Evlenmişti.(Kraliçe sahneye çıkar.)
 Yeni kraliçe çok güzel,fakat çok kibirli ve çok kıskançtı.Hiç kimsenin
kendisinden güzel olmasını istemezdi.
 Aynı zaman da bir büyücü de olan bu kraliçenin, bir aynası vardı.
Aynanın karşına geçip sık sık sorardı.
-Ayna ayna söyle bana,Dünya da benden daha güzel kim var?
 Ayna-Elbette en güzel sensin kraliçem.

(1.)SAHNE
 Kraliçe:Söyle bakalım sihirli ayna,Dünya da benden güzel kim var?
 (Dışarıdan bir ses)
 Ayna: Elbette sen güzelsin kraliçem,fakat şimdi,Pamuk Prenses senden daha güzel oldu.
 Okuyucu: Bu cevabı alan kraliçe çok sinirlendi ve pamuk prensesi hemen yok etmeyi düşündü.
 Hemen sarayın avcısını çağırdı.
 (Avcı girer)
 Kraliçe:Gel bakalım avcı başım.Sana emrediyorum.Pamuk Prensesi ormana götürüp öldüreceksin.
 Avcı:Baş üstüne Kraliçem!
 Okuyucu:Avcı başı Pamuk Prensesi öldürmeye kıyamadı.Onu ormanda bırakıp geri döndü.
 Avcı:Beni affet Prensesim,o kadar güzel ve o kadar iyisin ki seni öldüremem.Tanrı seni korusun!
 ( 2.)SAHNE

 (Pamuk Prenses sahnede dans ederek dolaşır.Satıcı kadın yavaş yavaş içeri girer.)
 Satıcı:Güzel kızım, senin gibi güzel eşyalarım var.Bakmak ister misin?
 Prenses:Çekil başımdan.Ben hiçbir şey almayacağım.
 Hem ben kimseyi içeri alamam.
 Satıcı:Ama bunları çok seveceksin.Hele şu tarak ne güzel bak!
 Prenses:A aaa...Çok hoşuma gitti.Bu tarağı deneyebilir miyim?
 Satıcı:Ah evladım,dur ben saçına takayım.
 (Satıcı kadın tarağı prensesin saçına takınca prenses bayılır.)
 Satıcı:Ey güzeller güzeli. Şimdi işin tamamlandı. Dünyanın en güzeli artık sensin kraliçem.(Kahkaha atarak uzaklaşır.)
 
(3.)SAHNE
 ( 7 cüceler “Baltalar” şarkısını söyleyerek ormandan dönerler:Oynaya oynaya tek sıra olurlar. Dönerken prensesi görüp ağlamaya başlarlar. İçlerinden biri tarağı görür,yavaşça çıkarır atar. Prenses yavaş yavaş ayılmaya başlar. Cüceler prensesin etrafına dizilir ve şiirlerini okurlar.)

PAMUK PRENSES:
 Ben Pamuk Prenses,
 Masallar ülkesinde dolaşırım,gezerim.
 Uyuyan çocukların rüyasına girerim.
 Her çocuk beni tanır,
 Cücelerim ve hayatım her dilde anlatılır.
 
NEŞELİ:
 Neşeliyim neşeli
Herkes gülmeli,eğlenmeli.
Ben sildim gözlerinden,
Pamuk prensesin kederini

UTANGAÇ:
 Utanırım,sıkılırım,
Cüce olduğuma ağlarım.
Pamuk prenses yanıma gelince;
Kendimi bir dev sanırım.

UYKUCU:
 Uykucuyum uykucu,
 Kırmızıdır burnumun ucu.
 Pamuk prenses geldiğinden beri,
 Gitmiyor gözlerimden uyku.
 
BİLGİN:
 Benim adım Bilgin Dede,
 Okuyorum gündüz gece.
 Hiçbir kitapta görmedim,
 Pamuk prenses gibi ECE.

Piyes Resimleri

  • 2
    Piyes 10 ay önce

    Piyes

Piyes Sunumları

  • 5
    Önizleme: 10 ay önce

    Sevgi Piyesi Örneği

    İndir : 32_sevgi.docx
    (Göster / Gizle) Sunum İçeriği: Düz metin (text) olarak..
    GERÇEK ZENGİNLİK SEVGİBir kız çocuğu evinde oturmaktadır. Ödev yapmaktadır. Canının sıkkın olduğu bellidir. ÖĞRENCİ: Off çok sıkıldım. Hava da sıcak, ben ödevle uğraşıyorum…. Şimdi dışarıda oynamak vardı, gezmek, dolaşmak…. Cebinde de bir sürü para… tabi bunlarla mutlu olur muyum bilmiyorum ama…. Offf Allah’ım ne olurdu hem zengin olsam, hem de çok başarılı…. Offf (tekrar ödev yapmaya başlar, hafif bir müzik duyulur, Çok uykum geldi der yavaşça kitabın üstünde uyuyakalır. RÜYA MÜZİGİ ÇALAR…. ÖĞRENCİ: Aaa, zil çaldı, kim acaba bu saatte. ZENGİNLİK: Merhaba kızım; ÖĞRENCİ: Merhaba, buyurun. Kime bakmıştınız. BAŞARI: Bizi sen davet etmiştin; unuttun mu?ÖĞRENCİ: Ben mi davet ettim sizi. SEVGİ: Evet sen davet ettin. Bizler de çok isteyenleri ziyarete geliriz. ÖĞRENCİ: Allah, Allah… hiçbir şey anlamadım, siz kimsiniz?ZENGİNLİK: Ben zenginlik. BAŞARI: Ben başarı SEVGİ: Ben de sevgi. Şimdi hatırladın mı bizleri… ÖĞRENCİ(Çok sevinir) Yaşasın, dualarım kabul oldu. Ben çok başarılı olup zengin olmayı ama aynı zamanda mutlu olmayı istiyordum. ZENGİNLİK: Evet, biliyoruz. Zengin biri olup istediğin her şeye ulaşmayı istiyorsun. BAŞARI: Aynı zamanda çok başarılı olup meşhur olmayı istiyorsun.SEVGİ: Tabii kalbin de bir taraftan mutluluğu istiyor, onun da sevgi olacağını biliyorsun. ÖĞRENCİ: Ya, siz her şeyi biliyorsunuz. Kusura bakmayın heyecandan sizi dışarıda bekletiyorum. Buyurun içeriye… SEVGİ: Biz hep beraber içeri giremeyiz. ÖĞRENCİ: Nasıl yani. ZENGİNLİK: Evet, üçümüz birden giremeyiz.ÖĞRENCİ: Ne yapacağım peki ben. BAŞARI: Üçümüzden birini seçmelisin. Unutma bir kez hakkın var. Düşün ve ona göre karar ver. ÖĞRENCİ: Ne yapsam acaba hanginizi seçsem. Bana yardımcı olur musunuz?ZENGİNLİK: Benim adım zenginlik; beni seçersen çok zengin olur, köşeyi dönersin. En güzel yemekleri yer, en güzel evlerde oturur, son model arabalara binersin… anlayacağın bir elin yağda, bir elin balda olur… ÖĞRENCİ: Ay ne kadar güzel…. Rüya gibi…. BAŞARI: Benim adım başarı…. Eğer beni seçersen çok başarılı olursun…. Mastırlar, doktoralar yapar, profösör olursun…. Yeni icatlar, buluşlar yaparsın, adın bilim kitaplarına geçer. Okullara resmin asılır, öğrenciler senin hayatını araştırır… ÖĞRENCİ: Ay bu da çok güzel…. SEVGİ: Benim adım da sevgi. Arkadaşlarımı dinledin, şimdi de beni dinle… Eğer beni seçersen hep mutlu olursun… zengin de olsan, fakir de olsan, ünü de olsun, sıradan bir insan da olsan mutlu olursun… kalbin hep sevgi dolu olur. İyilik yapmak, insanları mutlu etmek en büyük gayen olur…. ÖĞRENCİ : Zenginlik ve Başarı, sizin söyledikleriniz benim hep hayalimdi. Sizin aranızda birini seçmeyi düşünüyordum. Ama sevgiyi dinleyince fikrim değişti. Ben sevgiyi seçiyorum, sizlere de çok teşekkür ederim. ÜÇÜ BİRDEN KAPIYA YÖNELİP İÇERİ GİRERLER…. ÖĞRENCİ: Ama hep beraber giremezdiniz. ZENGİNLİK: Eğer beni veya başarıyı seçseydin sadece birimiz girecektik. BAŞARI: Sen bizleri değil de sevgiyi seçtin. SEVGİ: Aferin Sena. En doğru kararı verdin. Sevgiyi seçince başarı ve zenginlikte onunla beraber gelir. Unutma hayatta en güzel şey sevgiyi vereni ve birbirini sevmektir. Sevgi bütün kapıları açar… Başarı da, zenginlik de onunla beraber gelir….
  • 3
    Önizleme: 10 ay önce

    Araba kaçırma piyesi

    (Göster / Gizle) Sunum İçeriği: Düz metin (text) olarak..
    ŞOFÖR ARABANIN YANINA GELİR, ARABAYA OTURUR. AYNALARI KONTROL EDER. TEYBİ AÇAR… ŞOFÖR: Haydi bismillah… Kazasız belasız, bol kazançlı bir gün olur inşallah… Vay be şansa bak, bir müşteri….ŞOFÖR: Merhaba abi hoş geldin. MÜŞTERİ: Sağ olŞOFÖR: Nereye abi… MÜŞTERİ: Düz devam et. ŞOFÖR: Tamam abi… Bu sabah trafiği de çok yoğun oluyor. Bence Çanakkale’nin en büyük problemi Trafik sorunu dimi abi… MÜŞTERİ: (Ses vermez, kızgınca bakar)ŞOFÖR: Başka sorunlarda olabilir tabii. Dün akşam Real Madrid- Barselona maçını seyrettin mi abi…. Ne maçtı ama süperdi valla .MÜŞTERİDEN YİNE SES YOK. ŞOFÖR: Tabii, herkes futboldan hoşlanmaz yani bence de çok saçma. 22 kişi aynı topun peşinden koşuyor. Müziği sevdin mi abi, açayım mı sesini MÜŞTERİ: Ömür sermayen bitmiş, sen hala topun ve popun derdindesin, kapat şu teybi. ŞOFÖR: Tamam kızma abi… ne işle meşgulsünüz abi… MÜŞTERİ: Azrailim ben, can alırım. ŞOFÖR: sizin iş de zor be abi… biri ölecek de gidip canını alacaksınız… Ne Azrail mi, Azrail mi.MÜŞTERİ: Evet Azrailim ben. ŞOFÖR: Çok şakacısın abi. MÜŞTERİ: Şaka değil, Azrailim ben. Şimdi de sıra sende senin canını almaya geldim. ŞOFÖR: Abi süpersin valla, oyuncu musun sen abi, nerde oynuyon, dizilerde falan mıMÜŞTERİ: Hayatın kendisi bir rol değil mi zaten… Ömür bitince roller de bitiyor. Şimdi de sıra sende. Senin rolün bitti. ŞOFÖR: Abi çok komiksin ya. MÜŞTERİ: Durdur arabayı çabuk. ŞOFÖR: Neden abi, inecek misin. MÜŞTERİ: Sağda müşteri var, onu al… ŞOFÖR: Alamam ki abi sen varsın. MÜŞTERİ: Yokum ben, o beni görmez. Durdur arabayı. ŞOFÖR ARABAYI DURDURUR. YOCU: Abi, Esenler… ŞOFÖR: Yolcu var kardeşim, görmüyor musun. YOLCU: Ne yolcusu abi, iyi misin. ŞOFÖR: Arkada oturuyor, görmüyor musun, 2 saattir muhabbet ediyoruz. Bak gülümsüyor görmüyor musun… YOLCU: Yok abi kimse ŞOFÖR: Görüyorum desene kardeşim görüyorum desene (korkmuştur, sesine yansır.)MÜŞTERİ: Boşuna debelenme o beni görmez. YOLCU: Abi acelem var, Esenlere gidebilir miyiz. ŞOFÖR: Ne Esenler’i kardeşim… Bana esiyor zaten sıcak sıcak, sen Esenler diyorsun. YOLCU: Abi, iyi misin sen, hiç iyi görünmüyorsun. MÜŞTERİ: Yolun sonuna geldik artık. Rolün bitti. ŞOFÖR: Bak bizim durakta Mehmet var, sen onu al, onu al….MÜŞTERİ: Daha ona sıra var. ŞOFÖR: Peki Necati’yi al. Üçkağıtçının önde gideni. Herkesin yolcusu alıyor, çok gezdiriyor. MÜŞTERİ: Necati’ye de sıra gelecek. YOLCU: Abi Esenler’e gitsek, bak geç kaldım. ŞOFÖR: Başlarım senin Esenler’ine ha. Ben burada can çekişiyorum bu Esenler diyor. Abi sen bunu al, al götür bunu. YOLCU: Allah, Allah ne diyon abi sen ya.MÜŞTERİ: O daha çok genç. ŞOFÖR: Allahım yardım et bana… MÜŞTERİ: Abdestin var mı. ŞOFÖR:Yok abi.MÜŞTERİ: O zaman sana son şans veriyorum. İn arabadan abdest al, iki rekat namaz kıl, son duanı et, ben bekliyorum seni ŞOFÖR ARABAYI DURDURUR. KOLLARI SIĞAR… YOLCU: Abi gel öne, süperdin valla. MÜŞTERİ:Haydi, haydi bas gaza. ŞOFÖR: Hey, ne yapıyorsunuz, arabayı çalıyorlar, hırsız var diyerek geri geri giderek sahneden çıkar…
  • 2
    Önizleme: 10 ay önce

    Turumsuz çocuk piyes örneği

    (Göster / Gizle) Sunum İçeriği: Düz metin (text) olarak..
    TUTUMSUZ ÇOCUKÇOCUK- Günaydın arkadaşlar,(Sınıfın sıralarından kalkar Çocuk'un yanına gelir. Siyah, dik yakalı giysisi ile yargıca benzemektedir Öğretmen masası, üstüne serilen örtüyle bir yargıç kürsüsü olarak kullanılacaktır. Yargıç masaya geçer, elindeki tokmağı masaya vurur. Sınıf ayağa kalkar.)ÇOCUK:Oturun arkadaşlar Konuşsun davacılar Mahkememiz başlasın Gerçekler aydınlansın (Sınıftan Tutumsuzu çağırır.) Gel buraya Tutumsuz İnat elmen lüzumsuz Şikâyetçi çok senden Kaçmak yok mahkemedenTUTUMSUZ- (Atkısı paltosunun cebinden sarkmış, eldiveninin biri yok, bir ayağında beyaz spor ayakkabı ötekinde siyah ayakkabı, isteksiz arkadaşlarının itelemesi ile öne çıkar.)Kaçmam ben mahkemeden Korkmuyorum kimseden Bilmek isterim neden Şikâyetçiler benden(Bu sırada yine sınıfın içinden Kalem, Silgi, Palto, Suluboya, Defler ve Kumbara'nın ağlamaklı sesleri duyulur,)YARGIÇ: Çocuklar tanık olsunYaklaşsın biraz sanıkKonuşsun davacılarAçıklansın acılarTUTUMSUZ (Küçümseyerek güler)Davacılar da kimmişKim bana suçlu demişUnutmayınız sakınÖfkelenmem çok yakınÇOCUK: Bu sözlere kim gülsün Hem suçlu hem güçlüsünTutumsuz bir çocuksunYARGIÇ: Davacı kalem gelsinDertlerini söylesin(Kalem elinde ucu kırılmış her tarafı kemirilmiş kocaman bir kalemle gelir)Şu halime bir bakınÖlümüm hemen yakınDaha dün yepyeniydimİş yapmadan eskidimEzdi ısırdı beniYerlere attı beniÇöplükteydim az önce Çıktım sizi görünceBir resim yapamadan Bir yazı yazamadan Döküldü boyalarım Kırıldı hep uçlarım(Eliyle Tutumsuzu göstererek) Davacıyım ben ondan Şu tutumsuz çocuktan TUTUMSUZ (Omuz silkerek)Verecekseniz eğer Onun sözüne değer Başka bir şey söylemem Alt tarafı bir kalem ÇOCUK:Zaman yitirmeyelim Silgiyi dinleyelimSİLGİ: Silgi değil lokumdum Mis gibi idi kokum Ezdi ısırdı beni Yerlere attı beni Bir yanlış silemedimBir hata düzeltmedim Kalmadı güzel rengim iş görmeden eskidim (Eliyle ile Tutumsuzu göstererek) Davacıyım ben ondan Şu tutumsuz çocuktanTUTUMSUZ: Hoşlanmıyor hiç bendenUsandım bu silgidenÇOCUK: Paltoyu da görelim Onu da dinleyelimPALTO: (Yırtık, sökük, leke içinde paltosuyla bir çocuk)Üstüm yemek listesiCebim çöp tenekesi (Ceplerini boşaltır. Bir sürü ıvır zıvır dökülür yere)Yırtık sökük her yanıKopuk tüm düğmelerimEskici almaz beniYer bezi yapmaz beniSahibim sevmez beniKimseler giymez beni(Ağlamaya başlar, tutumsuzu göstererek ) Davacıyım ben ondanŞu tutumsuz çocuktanTUTUMSUZ: (Zorla gülümsemeye çalışarak)Palto biraz kirliyseÇabucak eskidiyseNe var bunda ne çıkarPaltoya da kim kanarÇOCUK: Suluboya suluboya Hemen gelsin burayaSULUBOYA: (Bir çocuk, içinde boya kalmamış bütün renkleri birbirine karışmış kocaman bir suluboya kutusu içeri gelir.)Dağları çiçekleri 'Rengârenk böcekleriGüneşi denizleriMinimini evleriHepsini ben boy ardımMutlulukla yaşardım Ne imiş demeyiniz Yanılıp içmeyinizŞimdi bir çorbamBu çocuktan yoruldum(Eliyle Tutumsuzu göstererek)Davacıyım ben ondanBu tutumsuz çocuktan TUTUMSUZ Yetti çektiğim sizdenSıkıldım hepinizdenÇOCUK: Davacılar çoğaldı Geride kimler kaldıKonuşmayan kalmasın Defter buraya gelsinDEFTER (Elinde yırtık sayfaları gelişigüzel koparılmış, karalanmış büyük bir defterle bir çocuk gelir.)Şişman bir defter idim Umutla Bekler idimKirletti ak tenimi Kopardı bedenimi Ağzım burnum çarpıldı Kabım ortam kalmadı Kimse dönüp bakmadı (Eliyle davacıyı göstererek)Davacıyım ben ondan Şu tutumsuz çocuktanÇOCUK:Ne dersiniz acaba Utandınız galiba Kumbaraya soralımO ne diyor bakalımKUMBARA: (Kocaman boş bir kumbara ile gelir)Bomboştur benim içim Açlıkta öleceğim Yoktur hiç yiyeceğimZavallı mideciğimBir bayramdı annesi Para attı içimeŞıngır şıngırdı sesi Sevinç aktı içime Öyle bir yutmuşum kiBoğulacaktım sankiİçim bomboş tamtakır Görenler hurda sanırDavacıyım ben ondan Şu tutumsuz çocuktan (Ağlayarak gider)DAVACILAR: Davacıyız biz ondan Şu tutumsuz çocuktanÇOCUK: İşte hepsi davacı Şu halleri ne acı Cezalansın bu çocukHem de şimdi çarçabukDAVACILAR: Cezalansın bu çocukHem de şimdi çarçabukYARGIÇ: (Tokmağı ile masaya vurur)Davacılar susunuz Konuşacak tutumsuz Kendisini savunsun Yargımız haklı olsunTUTUMSUZ: (Çok utanmıştır. Sıra ile davacılara bakar, onlara yaklaşır. Davacılar arkasını döner)Kabul ettim suçluyumTutumsuz bir çocuğumİnanın pişman oldumGerçekten utanç duydumBeni bağışlarsanız Bir fırsat sunarsanızTutumlu olacağım Sözümde duracağım.İyileşmem demeyin Hemen cevap vermeyin Cezamı erteleyin Bir kez daha deneyinYARGIÇ (Düşünür. Davacılara bakar. Onların da sessiz onayını alır.)Pekâlâ, öyle olsunSuçlamalar son bulsunTulumlu olacaksanSözünde duracaksan TUTUMSUZ Sözümde duracağım Tutumlu olacağımÇOCUK: Yemişleri bölelim Hep birlikle yiyelim (Çocuklar sevinçle yemişlerini yemeye koyulurlar)

Piyes Videoları

  • 3
    10 ay önce

    "Sevgili Öğretmenim" adlı skec / Salim Uçar İlköğretim Okulu

Piyes Soru & Cevap

Bu yazı hakkında ilk soru soran sen ol..

Piyes Ek Bilgileri

  • 3
    10 ay önce

    Kısa Piyes Örnekleri

    BEN SENİN YAŞINDAYKEN...
    BABA : Oğlum gel bakalım buraya!
    ÇOCUK : Buyur baba!
    BABA : Bu hafta yapılan sınavda kaçıncı oldun?
    ÇOCUK : 25. oldum baba.
    BABA : Ama nasıl olur! Daha geçen hafta 21. idin. Nasıl dört sıra birden geriledin? Tembel herif.
    ÇOCUK : Ne yapayım baba? Sınıfa dört tane yeni öğrenci daha geldi. Dolayısıyla 21.likten, 25. liğe geriledim. Hem bana kızmaya senin hakkın yok.
    BABA : Bak şu bacaksıza! Bu kadar tembel olacaksın ve benim sana kızmaya hakkım olmayacak, öyle mi?
    ÇOCUK : Tabii... Demek ki mükemmel bir çocuk dünyaya getirememişsiniz. El alem öyle çocuk yapıyor ki! Hepsi süper zeka.
    BABA : Kızdırma beni alırım ayağımın altına bak. Sınıfta kalmış abuk subuk, aptal saptal konuşuyor.
    ÇOCUK : Niye kızıyorsun baba? Sınıfta kaldıysak ne olmuş! Daha iyi ya!
    BABA : Neresi iyi bunun?
    ÇOCUK : Sürekli maddi sıkıntıdan bahsediyordun, düşünsene yeni sınıf için yeni kitaplar almak zorunda kalacaktın. Şimdi buna gerek kalmadı. Aynı kitapları yeniden kullanacağım.
    BABA : Yahu şu karneye bak.Bütün dersler bir, bir, bir.... Allah aşkına bir tane bile iki yok. Yuh sana, nasıl becerdin bunu?
    ÇOCUK : Hepsi bir mi, emin misin baba?
    BABA : Bir de utanmadan şaşırma numarası yapıyor. Utan, utan! Al da kendi gözlerinle bir daha bak karneye.
    ÇOCUK : Allah, Allah! Ver bakalım şu karneyi. Hepsi bir olmamalıydı...
    BABA : Şunun söylediğine bak. Doğru hepsi bir olmamalıydı. Sıfır olmalıydı.Bir sene boyunca yattın tabi... Bir bile fazla sana. Ben senin yaşındayken sınıfın en iyisiydim. Karnemde bütün notlarım "5" idi, "5"....
    ÇOCUK : Yapma baba. Bu benim karnem değil. Dün bu karneyi tavan arasında buldum. Senin karnen bu. Neee! Benim karnem mi? Hadi canım...Ver bakiiimL.Aaa! Sahi ya... Eee... Şeeey yani. Diyecektim ki!..
    ÇOCUK : Demek bütün notların beşti haa... İşte bak bu da benim karnem. İtiraf et baba, ben senden daha çalışkanım.
    BABA : Tamam, tamam anladık, para istiyorsun. Söyle ne kadar vereyim?
    ÇOCUK : Şeey! Ne desem bilmem ki! 500 yeter. Ama şimdilik...
    BABA :Ne 400 mü? 300 neyine yetmez? Al şu 200´ü 100´ ünü geri getir.
    ÇOCUK : Ama baba...
    BABA : Aması maması yok. Al şunu! Dur bakim, senin eline ne oldu böyle?
    ÇOCUK : Önemli değil baba
    BABA : Nasıl önemli değil oğlum? Avuçların kıpkırmızı olmuş. Ne oldu?
    ÇOCUK : Öğretmen dövdü.
    BABA : Öğretmen mi dövdü? Hangi çağdayız? Dağ başı mı burası? Ben ona sorarım.
    ÇOCUK : Dur, dur! Dur baba. Tabiki burası dağ başı değil. Ama galiba kabahat bendeydi.
    BABA : Niye, ne oldu ki?
    ÇOCUK : Arkadaşım öğretmenin sandalyesine raptiye koymuştu.
    BABA : Raptiye koyan arkadaşınsa seni niye dövdü? Onu dövseydi ya!
    ÇOCUK : Asıl olay ondan sonra.
    BABA : Nasıl yani?
    ÇOCUK : Ben de öğretmen raptiyenin üzerine oturmasın diye, tam oturacağı sırada sandalyeyi çektim. Hooop! Gümm! Tabiki...
    BABA : Hak etmişsin. Bu gün okulda ne yaptınız?
    ÇOCUK : Bu gün okulda dinamit yaptık.
    BABA : Peki yarın ne yapacaksınız okulda?
    ÇOCUK : Hangi okulda? Dinamit yaptık yaptık diyorum, okul falan kalmadı ortada.

    -SON-

  • 0
    4 ay önce

    Piyes Nedir?
    Oynanmak için yazılmış eser, tiyatro eseri veya oyunu, oyun


Sende Bilgi Ekle

Bu yazının geliştirilmesine yardımcı ol.

Yazı İşlemleri
Sen de Ekle

Sende, bu sayfaya

içerik ekleyerek

katkıda bulunabilirsin.

(Resim, sunum, video, soru, yorum ekle..)
Facebook Grubumuz

Birşey Unutmadın mı ?

Bizi sonra tekrar bulmak için sitemizi aşağıdan beğenmelisin